Matt and Karen.
Gözünü kapatıyorsun.
Her yer karanlık.
Birden kör edici aydınlık.
Kalabalık ortasındasın.
Yabancılar…
Tanıdık bir şey.
Uzakta bir gülümseme.
Sana yaklaşıyor.
Kalabalık kayboluyor.
Nefes alamıyorsun.
Yaklaşıyor.
Karanlık çöküyor tekrar yavaş yavaş.
Korku.
Her şey kayboluyor.
Gülümseme hala orada.
Işık saçıyor.
Dudaklar senin için gülümsemeye devam ediyor.
Diz çöküyorsun.
Yalvarıyorsun.
Işık canlılığını kaybediyor.
Sönüyor.
Uğultu ve bulanıklık.
Ağlıyorsun.
Bakmaya korkuyorsun.
Senin için gülümsemeye devam ediyor.
Acı bir kahkaha.
Hıçkırıklar.
Korkmaya devam ediyorsun.
Senin için gülümsemeye devam ediyor.
Gözünü kapatıyorsun.
Uğultu yok.
Kahkaha yok.
Hıçkırık yok.
…
Sonra gözünü açıyorsun.
Harabedesin.
Bir yolun ortasındasın.
Hava bulutlu.
Gökyüzü kahverengi; bulutlar turuncu.
Yavaş yavaş ilerliyorsun.
Bazı yerler yanıyor.
Ucubeler el ele tutuşmuş halka halinde şarkı söyleyerek dönüyorlar:
“Bu sadece bir oyun. Bu sadece bir oyun…”
Ağaçlar yanıyor.
Gövdeleri kana bulanmış.
Dallardan kan damlıyor.
İnfaz gününe davetlisin.Kelle uçurma şölenine gidiyorsun.
İleride.
Yolun ortasında daha büyük bir alev görüyorsun.
Seni çekiyor içine. Kaçamıyorsun.
Üzerine doğru yürüyorsun.
Aleve yaklaşıyorsun.
İçinde yine o gülümsemeyi görüyorsun.
Senin için gülümsemeye devam ediyor.
Ateşin etrafında dönüyorsun.
Senin için gülümsemeye devam ediyor.
Bir kelebeksin.
Senin için gülümsemeye devam ediyor.
Rüzgar esiyor, alev dalgalanıyor.
Gülümseme siliniyor.
Artık yok.
Panik…
Kelebek değilsin.
İhtişamlı kanatlar yok.
Koşuyorsun.
Tekrar uğultu.
Uçuruma geliyorsun.
Deniz kırmızı; dupduru.
Orada, denizin üzerinde,
Görüyorsun.
Kabus.
Boş bakışların yansıması.
Gülümsemenin silinişi.
Tekrar nefes alamıyorsun.
Fırtına çıkıyor.
Deniz kabarıyor.
Gülümseme hala orada.
Dalgalar uçuruma yaklaşıyor.
Gülümseme hala orada.
Deniz sana ulaşıyor.
Gülümseme hala orada.
Sahne kostümünü çıkarıyorsun.
Atlıyorsun.
Gülümsemenin içindesin.
Bitti.
Ama sonun tadı hiç de umduğun gibi değildi…




